Öne Çıkanlar giresun. sel felakaeti osman nuri başaran gıda fuarı ahmet saim kılavuz linur aktaş
banner115

Ekonomide yanlış adımları dış güçler zorla mı attırıyor?

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankaı eski Başkan Yardımcısı ve Gelecek Partisi Kurucu Üyesi İbrahim Turhan kredi derecelendirme şirketi Moody's'in Türkiye'nin kredi notunu B1'den B2'ye düşürmesini Gazete Pencere'de yazdığı "Gönüllü olarak tuzağa düşülür mü?" başlıklı yazısında yorumladı.

Türkiye'nin notunun yatırım yapılabilir düzeyin beş kademe altına düşürülmesine "şaşırmadığını" söyleyen Turhan, " Türkiye varlıklarının, finansal piyasaların terminolojisinde “çöp” kategorisi olarak nitelendirilen spekülatif düzeyde olduğunu biliyorduk. Piyasa etkisi, bütün dünyada doların zayıfladığı bir ortamda TL’nin zayıflamaya devam etmesi oldu" dedi.

Turhan, Türkiye'deki ekonomi yönetiminin, gelinen noktayı, "Türkiye'nin ekonomik başarısını gölgeleme çabası ve dış güçlerin oyunları, tuzak" gibi yanıltıcı ifadelerle geçiştirdiğini söyledi.

"SERMAYE KONTROLÜNE GİTMEKTEN BAŞKA ÇARE KALMADI"

"Moody’s raporunda Türkiye’nin bir ödemeler dengesi krizine doğru gittiği gibi iç karartıcı bir tahmin var" diyen Turhan sözlerini şöyle sürdürdü:

 "Moody's analizinde Türkiye'nin Merkez Bankasının 2020 başından beri zayıflayan TL’yi savunmak için sürdürdüğü başarısız çabalar sonucu iyice azaldı. Altın hariç rezervler yıl başından itibaren yüzde 40 gerileyerek 45 milyar doların altına düşmüş. Rapor iki hususa dikkat çekiyor. Birincisi bankaların alacakları ve swaplar çıktıktan sonra kalan bakiyenin, yani Merkez Bankasının kendisine ait net rezerv pozisyonunun eksi olması. İkincisi TL’nin değer kaybının ihracatın rekabetçiliği ve büyüme üzerindeki olumlu etkisinin sınırlı kaldığı" 

Turhan yazısında, önümüzdeki dönemde bankaların ve reel sektörün borç ödemelirin sorun yaratabileceğine dikkat çekerek, Merkez Bankası'nın elindeki emanet döviz mevduatlarını kullanmak zorunda kalabileceğine ve sermaye kontrolü yoluna gitmekten başka çare kalamayabileceğine dikkat çekti. 

Hzine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak

"VADESİ BİR YILDAN DAHA AZ BORÇ STOKU 155 MİLYAR DOLAR"

Moody's'in raporunda yer alan analizlerin, daha önceden bilinen detaylar olduğunu vurgulayan Turhan, yazısına şöyle devam etti:

"Döviz yükümlülükleri düşüldükten sonra Merkez Bankasının net pozisyonunun 13,2 milyar dolar olduğunu ve bu bakiyenin ancak piyasadan swaplar yoluyla 41 milyar dolar sağlanarak oluştuğunu resmi istatistiklerden göremiyor muyuz zaten? Yabancıların finansal piyasalardan 45 milyar dolara yakın çıkış kaydettikleri bir sır mı? Haziran sonu itibarıyla, vadesine 1 yıl veya daha az kalmış dış borç stokunun, bankaların ve özel sektörün yurt dışı şubeleri ile iştiraklere olan borçları düşüldükten sonra bile 155 milyar dolar olduğu açıklanan resmi veriler arasında yer almıyor mu? En iyimser tahminle ve ilave dış açık olmayacağını bile varsaysak, ayda 10 milyar dolar finansman bulmak zorunda olduğumuz bir gerçek değil mi?"

"KURUMLAR GEREKLİ ÖNLEMLERİ ALMAKTA İSTEKSİZ VE YETERSİZ"

Not indirimine gerekçe olarak sunulan ikinci hususun; politikaların öngörülemezliği, tutarsızlığı, kurumların gerekli önlemleri almada isteksiz ya da yetersiz kalması ve bu durumun yol açtığı belirsizlik olduğunu vurgulayan ve Merkez Bankası'nın tutarsız hamlelerinden örnekler veren Turhan yazısını şöyle sürdürdü:

 “Sadece iki örnek verelim. Bugün hâlâ Merkez Bankasının politika faizi yüzde 8,25 ve hatta gecelik borç verme oranı bile 9,75 ama ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti, yani gerçek faizi 10,32. Faizi artırmış ama artırmamış gibi yapmayı sürdürüyor. Acaba neden? İkincisi; bankaları daha çok kredi vermeye teşvik etmek için zorlayıcı aktif rasyosu getiren BDDK, iki bankaya bu rasyoyu tutturamadıkları gerekçesiyle, bir bankaya da kredi vermede yeteri kadar arzulu davranmadığı için toplam 355 milyon TL ceza kestikten on gün sonra bu uygulamasını esnetti. Üç ay boyunca daha çok kredi verme baskısı yapıp, üzerinden daha bir ay bile geçmeden kredi koşullarını sıkılaştıracak adımlar atmayı nasıl açıklayalım?"

"HANGİ DIŞ MİHRAKIN KOMPOLUSUYDU?"

Ekonimi yönetiminin 'Biz değil, dış mihraklar yaptı" komplosuna da tepki gösteren Turhan yazısını şöyle devam etti:

Şimdi soralım; bunları “dış güçler” ekonomi yönetimine zorla mı yaptırdı? Merkez Bankasını tamamen komutla çalışan bir kurum haline getirmek, önce faizi ekonominin gerçeklerine aykırı biçimde düşürüp aşırı parasal genişlemeye gitmek, bunun doğal sonucu kurda yukarı yönlü hareket olunca bunu “TL’ye saldırı” olarak tanımlayıp kuru belli seviyelerde savunmaya kalkmak hangi üst akılın önerisiydi? Faizleri enflasyonun altında tutarak TL’ye olan güveni sarsmak, dövize yönelimi bastırmak için gevşek sermaye kontrolleri ve vergiler kullanmak, yabancı yatırımcıyı kovmaktan beter etmek ama bu arada çıkarken ucuz fiyattan döviz almasına olanak sağlamak hangi dış mihrakın komplosuydu? İki yılda 100 milyardan fazla rezerv yakıp Türkiye’yi kısa vadeli döviz yükümlülüklerini karşılayamaz hale, Merkez Bankasını swaplarla kırmızı bakiyeye düşürdükten sonra, “eşekten düşmeseydim de zaten inecektim” diyen Nasrettin Hoca gibi “rekabetçi kur” söylemine sarılan acaba hangi karanlık odaklar? Ekonomiyi yönetirken yukarıda sadece iki örneğini verdiğimiz mantıksız ve tutarsız kararlara başvurmak, bir taraftan oluk oluk parasal genişleme yaparken aynı anda dövize yönelimi denetim ve zorlama ile önlemeye çalışmak, güveni iyice yok ederek altın talebini patlatmak, sonunda parayı sistem dışına çıkmaya, sermaye piyasasında irrasyonel yatırımlara yöneltmek hangi hain planın parçasıydı?

"DIŞ GÜÇLERE EN UYGUN ŞARTLARI EKONOMİ YÖNETİMİ SAĞLADI"

Türkiye’ye zarar vermek isteyebilecek dış güçlere en uygun ortam bizzat ekonomi yönetimi tarafından sağlandı. İzlenen politikalarla; finansal sistem saldırıya açık, ekonomi kırılgan, TL zayıf hale getirildi. “Tuzak kuruldu” diye kıyameti koparanlar –şayet gerçekten bir tuzak varsa– gönüllü olarak bu tuzağın ortasına atladılar. Şimdi, zamanında hatalarını göstererek kendilerini uyaranları suçluyorlar. Hastalığa yol açan yanlış davranışlarda bütün uyarılara rağmen ısrar edip sonra teşhis eden doktoru, tahlil sonuçlarını ortaya koyan laboratuvarı suçlamak gibi bir şey bu. Bu yolla yarattıkları ağır tabloda kendi sorumluluklarını gizleyebileceklerini sanıyorlarsa kötü bir haber vereyim. 1928-1941 arası İngiltere Merkez Bankasında da görev yapmış iktisatçı, girişimci, iş insanı ve yazar Josiah Stamp’ın sözleriyle:

“Sorumluluklarınızdan kaçınmanız mümkündür ama sorumluluklarınızdan kaçınmanın sonuçlarından asla kurtulamazsınız”.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100

banner101