Tam 15 yıldır 3 bin 150 esnaftan toplanan 3 milyon metrekare üzerine planlanan projenin, sadece 44 üyeli bir kooperatife adeta peşkeş çekildiğini vurgulayan Türkoğlu, “Yargıya da taşınan projede, başlangıçtaki 3 bin 150 esnafa ait olan yerlerin bugünkü değeri 800 milyon dolar, yani yaklaşık 23 milyar TL ediyor. Kimin malını kime devşiriyorsunuz” diye konuştu.

Konuyu Meclis kürsüsünden  dile getiren Bursa Milletvekili  Türkoğlu,

“Ben çökme diyorum, siz vurgun deyin, hak gaspı deyin veya ben hadiseyi anlatayım siz ne isterseniz onu söyleyin!

Efendim; Bursa’nın Kestel İlçesi Çataltepe mevkiinde 2008 yılında BESOB (Bursa Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği) tarafından bir proje başlatıldı.

Adı; BESOB Çataltepe Esnaf Sanayi Sitesi Projesi.

3 milyon metrekarelik alan üzerinde 62 milyon TL’lik kamulaştırma bedeliyle planlanan proje tam 3 bin 150 esnafı kapsadı.

Bugüne kadar sadece 1.Etapta 125 işyeri yapıldı, sonrasında müteahhit iflas etti, çalışmalar durdu.

Sonrasında TOKİ’nin yönlendirmesiyle 7 kişi bir araya gelerek 7 bin TL sermayeli bir kooperatif kuruldu.

Şimdi sıkı durun, şu an 444 üyesi bulunan bu kooperatifte, daha önce hak sahibi olan 3 bin 150 kişi içinden yalnızca 163 esnaf bulunuyor.

Ve asıl film tam da bu noktada başlıyor.

TOKİ, projeyi, kendi kurdurduğu kooperatife 129 milyon TL’ye devrediyor.

Ancak 3 bin 150 mağdur esnafın taa 2008 yılında ödediği toplam 75 milyon TL düşüldüğünde, bu devasa proje kooperatife sadece 54 milyon TL’ye devredilmiş oluyor.

Yargıya da taşınan projede, kamulaştırılan yerlerin, yani başlangıçtaki 3 bin 150 esnafa ait olan 3 milyon metrekare yerin bugünkü değeri 800 milyon dolar, yani yaklaşık 23 milyar TL ediyor. 2008 yılında, BESOB’un sorumluluğunda, 3 milyon metrekarelik alan üzerinde 3 bin 150 esnafa işyeri temini amacıyla başlayan ve sadece 1.Etapta 125 dükkân yapılabilen proje adeta yılan hikayesine dönüyor.

Binlerce esnafın, devletin gözü önünde korkunç bir mağduriyetiyle sonuçlanan, Bursa Kestel Çataltepe Esnaf Sanayi Sitesi ile ilgili bugüne kadar da maalesef bir çözüm önerisi geliştirilemiyor.

Başlangıçtaki kamulaştırma bedeli 62 milyon TL olan bu projede yer alan ve toplamda 75 milyon TL ödeme yapan 3 bin 150 esnafın, sonraki süreçte saf dışı bırakılarak mağdur edilmesinin hesabını kim ya da kimler verecek?

Projenin halen, TOKİ marifetiyle kurulan 444 üyeli kooperatife dönüştürülerek devam ettirilmesi ile ilgili, halen devam eden davalar öncesinde herhangi zarar tespit raporu hazırlanmasına bile gerek duyulmuyor!

Bugünkü değeri yaklaşık 800 milyon dolar (23 milyar TL) eden istimlak edilen yerlerin tamamı, TOKİ tarafından bu kooperatife sadece 54 milyon TL’ye devredilmiş olması 3 bin 150 esnafın hakkını, hukukunu sadece 444 kişiye peşkeş çekmek değil de nedir?

Bu durumdan sorumlu ey iktidar sahipleri;

Bu durumda 2008 yılında, yeni işyerleri edinecekleri umuduyla, malvarlıklarını proje için feda eden asıl hak sahiplerine yapılan hakkaniyetsizliği nasıl gidermeyi düşünüyorsunuz?

Son kurulan kooperatifte, ilk hak sahibi olan 3 bin 150 esnaftan, yalnızca 163 esnafın yer alabilmesinin sebebi hikmeti nedir?

Erdoğan - Özel zirvesinden anayasa ve Kavala çıktı Erdoğan - Özel zirvesinden anayasa ve Kavala çıktı

Varını yoğunu tam 15 yıl önce bu proje için harcadıkları için yeni Kooperatifin dışında kalanların haklarının, hukuklarının korunmasıyla ilgili bir çalışma yapma ihtiyacı neden duyulmuyor?

Bir sözüm de;

Genel Seçim döneminde, Turist Ömer gibi canı istediğinde Bursa’ya uğrayan, o günlerde Çataltepe Mağdurları Derneği (ÇATSANDER) ile kahvaltılı bir toplantı yapan, önceki dönem Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sn. Mustafa Varank’a.

Sn. Bakan;

Çataltepe’de hakları göz göre göre gasp edilen binlerce esnafa, “Mağduriyetinizi gidereceğiz!” sözü verdiniz. Bursalılar da buna şahit.

Yeniden iktidar oldunuz ve ‘Devlette devamlılık esastır’ teamülüne de inanmanız gerekiyor. Bu inancınızın ve sözünüzün gereğini yerine getirecek misiniz, getirmeyecek misiniz?

Bu arada konu ile ilgili Bursa Cumhuriyet Savcılığı’na tam 200’den fazla Çataltepe mağdurunun suç duyurusunda bulunduğunun da altını çizmek istiyorum.”

Editör: Bilal Kayaaltı