Cumhurbaşkanı Erdoğan ter köşe yaptı

Siyasi kulislerde uzun zamandır konuşulan kabine değişikliği kapsamlı şekilde gerçekleşmese de, İçişleri ve Adalet Bakanlıklarına getirilen isimler dikkat çekti.İki ismin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yaptıkları tavsiyeler gerçekleşti

Siyaset 13.02.2026 09:40:00 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan ter köşe yaptı

İstanbul Valisi Davut Gül’ün İçişleri Bakanı olacağına yönelik kesin bilgiler kamuoyuna yansıtılırken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, son anda birçok kesimi ters köşe yaptı.

Yeni İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin göreve getirilmesiyle ilgili T24 yazarı  Tolga Şardan, köşe yazısında dikkat çeken bilgiler verdi. Yakın zamanda emniyet değişiklikler yapılabileceğini öne süren gazeteci Şardan,  İçişleri Bakanlığı görevinden alınan Ali Yerlikaya’yla ilgili de dikkat çeken ifadeler kullandı.

İşte Tolga Şardan’ın o yazısı---

“Kabinede, “ha bugün, ha yarın” denilen ve geçen mayıstan bu yana beklenen bakan değişikliği nihayet gerçekleşti.

 

Çarşamba gününün ilk saatlerinde yayımlanan Resmi Gazete’yi takip edenler, ülkenin siyasi tarihinin son 25 yılının en ilginç kabine değişikliği ile karşılaştılar.

 

Zira AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı  Recep Tayyip Erdoğan, genel seçimlerden sonra kurduğu kabineler dışında, sadece Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanı’nı aynı anda, ilk kez görevden aldı.

 

Resmi Gazete’deki kararnameyle Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Erdoğan tarafından “şimdilik” kaydıyla dinlenmeye alındılar.

 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’in Adalet Bakanı olması sürpriz sayılmaz. Büyüteç’in takipçileri bu gelişmeyi yaklaşık sekiz ay önce “İstanbul kaynamaya devam ediyor” başlıklı yazıda öğrenmişti. Yargı bürokrasisi tüm yazı ve sonbaharı Gürlek’le ilgili yaşanması olası gelişmeyi izlemekle geçirdi. Yılın ikinci ayının ikinci haftasında Gürlek nihayet muradına erdi.

 

Adalet Bakan Yardımcılığı’ndan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na atandıktan sonra Ankara’daki lojmanı boşaltmayan Gürlek, 16 ay sonra yeniden başkente döndü. Dolayısıyla Ankara – İstanbul hattında yargı sistemini yakından izleyenler için atama çok sürpriz olmadı.

 

İstanbul’daki çalışma yöntemi Tunç’u rahatsız etse de Gürlek bu mesai modelinden geri adım atmadı. Ayrıca Gürlek’in MHP’ye uzak bir bürokrat olmadığını da söylemek yanlış olmaz. Zaten MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, TBMM Grubu’ndaki konuşmasında “yeni bakanlarımızın arkasındayız” cümlesi, durumun göstergesi. Bu çerçevede, yargıda halen görevli MHP’ye yakın üst düzey isimlerin konumu da netleşecek doğal olarak.

Sürpriz isim: Çiftçi

Yeni İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin göreve gelmesi, Gürlek’in tersine çoğunluk için sürpriz oldu. Uzunca zamandır devam eden kabine kulislerinde, Yerlikaya’nın görevden alınması halinde yerine gelecek ismin İstanbul Valisi Davut Gül olacağına kesin gözle bakılıyordu. Araya başka isimler girse de bu isimler arasında Çiftçi hiç gündeme gelmedi.

 

Kararnameyle, “Resmi Gazete’de yayımlanmadan hiçbir atamanın kesin olmadığı” gerçeği bir kez daha kanıtlandı. İstanbul Valisi Gül’ün adının ön planda olmasının sebebi Bilal Erdoğan’a yakın olmasıydı. Ayrıca yine Gül’ün önceki görev yeri Gaziantep’ten bazı önde gelen isimlerin Gül’ü destekledikleri kulislerde konuşuldu. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan, beklenti içinde olanları deyim yerindeyse “ters köşe” yaptı.

 

Erzurum Valisi olarak tamamladığı bir günün son saatlerinde, vali konağında dinlenmeye çekildiği saatlerde gelen bir telefonla yeni güne İçişleri Bakanı olarak uyanan Mustafa Çiftçi’nin mesleki kariyeri dikkat çekici.

 

Refahyol döneminin kaymakamı

Bakan atandıktan sonra kısa sürede yakın geçmişiyle ilgili sosyal medya üzerinden pek çok bilgi paylaşılan Çiftçi, Refahyol Hükümeti’nin ilk kaymakamlarından. 1996’da yani Refahyol hükümeti döneminde açılan kaymakamlık kursunu bitirip mülki idareye adım attı. Kaymakamlık sürecinde beş farklı ilçede kaymakamlık yaptı. Görev yerleri görece daha küçük ilçelerdi.

 

Kariyerindeki tek büyük kent Erzurum olan Çiftçi, Aksaray, Bitlis, Nevşehir ve Kırşehir’de kaymakamlık yaptı. Kısa süreyle İçişleri Bakanlığı’nın kritik birimlerinden Personel Genel Müdürlüğü bünyesinde daire başkanıydı. Vali yardımcılığı yapmadı.

 

Kariyerinde İstanbul, Tekirdağ ve Gaziantep’te valilik yapan selefi Ali Yerlikaya gibi benzeri büyük kentlerde görev almadı.

 

Gece gelen telefon

Kaymakam iken dönemin TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın özel kalem müdürlüğünü yürüten Çiftçi, sonrasında görevini tamamlayan Kahraman’ın desteği ile Çorum valisi oldu. Ardından Erzurum valisi olarak görev yaparken -hakkındaki gelişmeden sadece birkaç gün önce bilgi sahibi olmasına rağmen- çarşamba gecesi saat 22.00 sıralarında Ankara’dan gelen telefonla İçişleri Bakanı olduğunu öğrendi.

 

Çiftçi, AKP’nin atadığı İçişleri bakanları arasında belki de en radikal olanı. Kararnamesi çıktıktan sonra hakkında yazılanlara bakıldığında bu kanaat uyanıyor maalesef.

 

Doğrusunu söylemek gerekirse İskilipli Atıf’ın anmasına katılması, Erzurum Kongre Binası’nın yıkılacağı iddiaları, resmi bayramları kutlamaması, oğlunun polislere yönelik sosyal medya paylaşımı benzeri olaylar olmasa kamuoyunun yakından tanıdığı bir mülki idare amiri olmayacaktı yeni İçişleri Bakanı.

 

Yeni görevine biraz da hakkındaki olumsuz yaklaşımlar gölgesinde başlayacak Çiftçi.

 

Kahraman ve Kurtulmuş’un tavsiyesi

Edindiğim bilgiye göre, Çiftçi’nin İçişleri bakanı olması için eski TBMM Başkanı Kahraman ile mevcut TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Erdoğan nezdinde girişimde bulundular.

 

Kaynaklar, Ali Yerlikaya’nın bakanlıktan alınmasının belli olmasından sonra Erdoğan’ın diğer adaylara oranla şansı daha düşük görülen Çiftçi’yi bakan olarak atadığını ifade ettiler. Çiftçi, her ne kadar muhafazakâr camianın önde gelen oluşumlarından Milli Görüş çizgisinde bilinse de milliyetçi camiaya da çok uzak olmayan bürokratlardan.

 

Çiftçi’nin zaman zaman MHP Genel Merkezi ile diyalog halinde olduğu biliniyor. Dolayısıyla Erdoğan’ın Çiftçi’yi tercih etmesindeki nedenlerden birinin de Ali Yerlikaya’nın göreve gelmesinden itibaren bizzat MHP lideri Devlet Bahçeli başta olmak üzere MHP yönetimiyle yıldızının barışmaması, bu nedenle Cumhur İttifakı’nda yaşanan sıkıntıyı kökten çözmek istemesi olduğu belirtiliyor. Çiftçi’nin atanmasıyla birlikte MHP’nin de “gönlünün alındığı”nı söylemek yanlış olmaz.

 

Yerlikaya’nın aşamadığı sıkıntılar

Görevden alınan Ali Yerlikaya’ya gelince, son dönemde epeyce sıkıntı içinde buldu kendisini. Sıkıntının kaynakları arasında AKP’lilerin sonu gelmeyen talepleri de vardı kuşkusuz. Kaldı ki bu taleplerin bazıları, yerine getirilmesi halinde AKP’ye zarar verecek konulardı. Ancak süreç makul şekilde aşılamadı.

 

Yeri gelmişken Yerlikaya’ya yönelik MHP’nin “milliyetçi kadroları tasfiye ediyor” eleştirisinin gerçeği yansıttığını söylemek zor. Yerlikaya, önceki bakan Soylu’nun “milliyetçi” görünümündeki “sorunlu” ekibini tasfiye etti. Tam tersine altında imzası bulunan emniyet müdürleri atamalarında göreve getirilen polis müdürleri arasında milliyetçi camia içinde olanların oranı yüzde 70’lerdeydi.

 

 Yeni İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi (solda), görevi Ali Yerlikaya'dan devraldı

Miçotakis toplantısına çalıştı

Bakanlıktan alınacağı uzun süredir AKP camiası başta olmak üzere hemen herkesçe konuşulan Yerlikaya’nın kararnamenin salı gecesi çıkmasından bilgisi olmadığı anlaşılıyor.

 

Hafta başında kabine toplantısına katılan Yerlikaya, bu yönde bilgisi olmadığı gibi salı günü Emniyet Genel Müdürlüğü’nde düzenlenen ve ülke genelindeki KOM şube müdürlerinin katıldığı değerlendirme toplantısında aktif yaklaşım sergiledi. Yerlikaya, söz konusu toplantıda özellikle organize suç örgütleriyle ilgili olarak illerden gelen polis müdürlerini dinledi. Yapılmasını istedikleri anlattı, illere hedefler koydu.

 

Hatta ertesi gün Ankara’da çalışma ziyaretinde bulunacak Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in heyetiyle görüşülecek konularla ilgili ekibiyle çalışma yaptı. Akşam saat 20.30 gibi makamından ayrıldı.

 

Akşam saatlerinde makamından ayrılan Yerlikaya’nın görevden alındığı bilgisi 21.30 gibi kendisine ulaştı. Özel Kalem Müdürü Mustafa Uygar, gece saatlerinde bakanlığa gelerek Yerlikaya’nın odasındaki eşyaları topladı.

 

Emniyet’te yaşanması olası gelişmeler

Yerlikaya’nın yanlış yönetim tarzına geçmeden önce birkaç not vermek gerekecek.

 

Bilindiği üzere İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Başsavcı Akın Gürlek yönetiminde son altı aydır oldukça önemli operasyonlara imza attı. Finans, kara para aklama ve narkotik maddeler üzerine yoğunlaşan adli soruşturmaların neredeyse tamamının aynı zamanda siyasi sonuçları yaşanmaya başlandı.

 

Savcılık, söz konusu soruşturmalarda son zamanlarda adli kolluk olarak jandarma birimleriyle çalışırken, İstanbul Emniyeti özelinde yaşanan sorunların zaman zaman Cumhurbaşkanı Erdoğan’a aktarıldığı biliniyor. Bilhassa İstanbul Emniyet Müdürü Selami Yıldız, Gürlek’in doğrudan hedefindeki isim.

 

Kaldı ki savcılığın İBB’de yürüttüğü adli soruşturmalarda beraber çalıştığı İstanbul Emniyeti Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Hakan Dulkadir’in, Gürlek’in şikâyeti sonrasında görevden alınıp İstanbul dışına tayin edildiğini hatırlatayım.

 

Son olarak Ankara Emniyeti İstihbarat Şube Müdürü Gökhan Yücel de yürüttüğü “özel bir faaliyet”in Gürlek tarafından tespit edilmesi sonrasında bizzat Bakan Yerlikaya’nın talimatıyla görevden alındı ve Polis Akademisi kadrosuna atandı.

 

Sürecin diğer yanında ise bizzat Başsavcı Akın Gürlek ile Adalet Bakanlığı arasında yaşandığı öne sürülen gerilim vardı. Kulislerde görevden alınan Adalet Bakanı Tunç’un Gürlek’in çalışma yaklaşımını eleştirdiği, kimi zaman bu eleştirileri Cumhurbaşkanı Erdoğan’a taşıdığı bugüne kadar anlatılageldi.

 

Üçlü arasındaki “soğukluklar”

Bu tabloyla bağlantılı olarak, Yerlikaya’nın hem Gürlek hem de Tunç’la, Tunç’un da Gürlek’le “limonilik” yaşadığı bilgisinin kulislere yansıdığını belirteyim.

 

Bu nedenle edindiğim bilgiye göre, Erdoğan’ın asıl düşüncesi Gürlek’i Adalet Bakanı yapmaktı. Ancak, Gürlek’in Yerlikaya’ya bakışındaki olumsuz yaklaşım nedeniyle Gürlek’le “uyumlu” çalışacak bir İçişleri Bakanı ataması yapılması düşünüldü. Böylelikle Yerlikaya görevden alındı, Vali Çiftçi yeni İçişleri bakanı oldu. Kabul etmek gerekir ki Çiftçi, Gürlek’e göre görece daha az tanınan, kendi halinde bir bürokrattı.

 

Sonuçta, kazanan Akın Gürlek oldu. Sevinenler, Yerlikaya’dan memnun olmayan MHP Genel Merkezi ve Yerlikaya’dan kurtulduklarına sevinen önceki İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve ekibi oldu.

 

Ya kaybedenler; Ali Yerlikaya, Davut Gül, Yerlikaya’nın ekibi, Davut Gül’ün bakanlığa getirilmesi konusunda beklentisi olanlar. Bir de daha önce aktarmıştım, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olmasıyla Gürlek’le aralarında soğuk rüzgarlar esen İstanbul’daki Gaziantepli avukatlar.

 

Görevden affını isteyen ve affı kabul edilen Yerlikaya’nın yaşadığı dezavantajlar, başta MHP Genel Merkezi’yle yaşadığı krizin atlatılamaması, yardımcısı Bülent Turan’la başlattığı yönetimsel kriz, bakanlığı son dönemde diğer yardımcısı Mehmet Sağlam’la yönetme girişimi kanımca.

 

Bunların yanı sıra, kamu güvenliğinin sağlanması sırasında jandarma yönetimi ile emniyet yönetimi arasında eş güdüm yerine farklı diyalog ve iletişim kurması, kamuoyu ile temasını kuran iletişim ekibinin başarısızlığı, trafik yasası ile polis meslek kanunu çalışmalarında emniyet teşkilatını karşısına almasıydı.

 

Uzun yıllardır İçişleri Bakanlığı’nı takip eden bir gazeteci olarak gördüğüm -ki çoğunlukla Yerlikaya’yı eleştirmiş olmama rağmen zor bir süreçte görev yaptığı dikkate alınmalı. AKP içinden yapıldığı ifade edilen “başarısız İçişleri Bakanı” sıfatını hak ettiğini söylemek çok da doğru olmaz.

 

Son dönemdeki iletişim ve yanlış bilgilendirme hataları dışında yurt dışından onlarca firarinin getirilmesi, uyuşturucu çetelerine yönelik operasyonlar Yerlikaya’nın artıları denilebilir.

 

Bu arada Gürlek’in “güçlü” konumda Adalet Bakanı olması sadece yargı teşkilatında değil, emniyet teşkilatında da taşları yerinden oynatacak yakın süreçte. Mesela, Tunç’un yakın çalışma ekibinden tasfiyeler yaşanacağı bilgisi mevcut.

 

Az önce belirttiğim gibi Gürlek’in, bazı emniyet kadrolarıyla sıkıntı yaşadığı biliniyor. İBB soruşturmaları sırasında yeterli desteği görmediği kanaatinde olduğu yakın çevresince seslendirilen konulardan.

 

Gürlek’in, daha önce İstanbul Emniyet Müdürü olarak halen Antalya’da görev yapan Sabit Akın Zaimoğlu’nun getirilmesi istediği gündeme geldi. Gürlek bu iddia konusunda herhangi bir açıklama yapmadı. Hâlâ şansının olup olmadığı tayinlerde görülecek”

Yazının devamını okumak için tıklayınız--→ https://link.bilfen.com/6WA6M1ENz

Yorumlar (0)

Bursa'nın kredi notu pozitife çıktı

Gezici kütüphane Bursa'da vatandaşlarla buluştu

Erkan Aydın: Her öneriyi dikkate alıyoruz

Tır kaza yaptı! Otoyol çöplüğe döndü!

Jadnarma iz sürdü, çalınan koyun ve keçileri buldu

Dükkan sahibini bıçaklamışlardı! Acı haber geldi

Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz: Kentsel dönüşümde devrim yaptık

Kurumuştu! Bursa'nın ünlü şelalesi yüzleri güldürdü

Heyelanla bozulan yollar yenilendi

Bursa'da canlarını tehlikeye attılar! Uyarılara aldırış etmediler

Osmangazi Belediyesi ihtiyaç sahiplerinin yüzünü güldürdü

38 suç kaydı olan kadın hırsız sonunda tutuklandı

Bebek ve Çocuk Giyimi sektörü BTSO öncülüğünde New York’taki fuara çıkarma yaptı

Çetin Altay, Osmangazi'de seyirciyi coşturdu

Altyapı sorun olmaktan çıkıyor

Bursa'da adres sorunu tarihe karışıyor

Mustafa Bozbey Avrupa'da kent uygulamalarını inceledi

Bursa'da hayvancılık yapanlara yem desteği

Cumhurbaşkanı Erdoğan ter köşe yaptı

Mustafa Bozbey'den net mesaj: Bursaspor şampiyon olacak

Ekmek parası için cam siliyordu!

Arkeopark turizmi sanayi işbirliğiyle güçleniyor

Bursa'da balıkçılara yüzde 100 mazot desteği

'Bursa'ya kalıcı eserler kazandıracağız'

Renault'un Cilo'su göz kamaştırıyor

Mimarlar Odası Kozahan'a sahip çıktı

Enflasyon hesapları şaştı! Maaşların eridiği kanıtlandı

Dublör kullanıp 10 milyonluk vurgun yaptılar!

Enişte dehşet saçtı! Akrabalarını bıçakladı

Korkunç kaza! Aşırı hız anne ve oğlunu ayırdı

Yükleniyor