Yaklaşık 10 gündür Besaş, satış noktalarına daha az ekmek gönderiyormuş. Haliyle ucuz ekmek almak isteyen birçok kişi mağdur oluyor.

Bunun nedeni nedir bilmiyoruz.

Ama şimdi merak ediyoruz,

Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraki Besaş’ın un stokları mı tükendi, yoksa piyasada un mu bulamıyorlar?

Size başka bir şey daha aktarayım. Bursa’da maddi durumu iyi olanlar, Besaş bayilerinden toplu ekmek alımı yapıp, ekonomik durumu iyi olmayanlara ücretsiz dağıtılmasına yardımcı oluyorlar.

Gelelim ekmeğe gelen zamma ve fırıncıların zararına…

Özellikle son üç yıldır çiftçi perişan.

Fail belli, dolar artışı, üretimin tarihe karışması!

Böyle olunca da, topraklarımız eskisi gibi yeşermiyor.

Köylü, maliyet artışlarından dolayı üretimden çekiliyor, geride faiz borçları, dert, keder bırakıyor.

Maalesef Anadolu’dan yükselen feryadı duymayan, duyamayan bir Tarım ve Orman Bakanımız var bizim.

Tabi, bu iş bilmezliğin içine Bekir Pakdemirli’nin etrafındaki bürokratları ve şehirlerdeki tarım il müdürlüklerindekilerini de eklemek gerekiyor.

Ekilemeyen, ekilmek isteyip de girdi artışlarından dolayı tarlalarımız ıssızlaşıyor.

Kuraklıkla birlikte, felaket kapımızı çalmış,

Ama birileri hala oyunda oynaşta, “şöyle büyüyoruz, öyle ekiyoruz, böyle biçiyoruz, topluyoruz” deyip duruyorlar.

Bakın şu çarpıcı rakamlara,

İthal edilen buğday ve dolardaki anormal artıştan dolayı bir ay önce 4.45 TL olan 1 kilogram buğdayın üretim maliyeti 5.8 TL'ye çıktı. Liyakatli ziraatçılar uyarıyor, “bu maliyet artışları böyle devam ederse, 2022’de ekmeğin tanesini 5-6 TL’ye bile üretmek mümkün olmayacak."

Fırıncılar elektrik, doğal gaz ve diğer girdilerdeki anormal artışlardan dolayı ekmek maliyetinin 2 TL’ye dayandığını söylüyorlar.

Öte yandan,

Maliyetler diyoruz ya, dövizden dolayı gübredeki artış yüzde 600-700'lere ulaşmış durumda.

Zincir marketlerde etiket kontrolü algılarıyla, fiyat artışları denetimiyle olmuyor bu işler.

Üretmiyorsan, üretene hakkaniyetli destek vermiyorsan, köylüyü kredi faizleriyle anasından doğduğuna perişan edilmesine sessiz kalıyorsan, mazot 2 günde bir zamlanıyorsa, buğdayı, mercimeği ithal ediyorsan, gıda felaketi karşısında “hazır ola” geçmek zorundasın!

Şu bir gerçek ki, gıda fiyatlarının düşmesinde samimiysek önce maliyetlerden başlamak gerekiyor.

Yani, üretenin ensesindeki “maliyet celladının elinden kılıcını” almak lazım. Dolayısıyla maliyetler düşürülmeden, Türk halkını “ak günler yerine kara günler” bekliyor.

Yapılması gereken, çiftçinin ürettiğini mutlu olacağı şekilde satın almak ve faize, bankalara muhatap etmemek.

Bu da yetmezmiş gibi, geçen hafta süte gelen zam, domino etkisi yaptı. Süt ürünlerine de ardı ardına zamlar gelmeye başladı.