Şair ne güzel dile getirmiş:
Bir elde Kadeh! Bir elde Kur’an!
Ne helaldir işimiz, ne de haram!
Şu yarım yamalak dünyada,
Ne tam Kafiriz, ne de tam bir Müslüman
(Ömer Hayyam)
****
Müslüman’a:
“Sen Hıristiyan mısın?” diye sorsan darılıır.
Amma Yılbaşında Hindi, KAZ; yemesine bayılır…
Çam deviren Hindici, nasıl Mü’min sayılır…
Bilmiyoruz çoğumuz ne edip yapıyoruz:
“Batı, batı” diyerek, eyvah! Hep batıyoruz!
Yaklaşınca her sene,öz yurdumda yılbaşı:
Yapılır milletime frence türlü aşı!..
Buna, ağlar ağacı; hem toprağı, hem taşı:
Müslüman’ız (!) onlarla, Noel de yaparız.
“ Batı, batı!” diyerek, eyvah! Hep batıyoruz!..
Allah Müslümanlara intibahlar versin! ( Amin)
(Ârif Nihat Asya)
***
Yılbaşı ve Noel kutlamaları neyin sevincidir?
Bir Müslüman, kendisine ait olmayan bir inancın, tahrife uğramış bir dinin mukaddes saydığı günleri neden sahiplenir? Hangi boşluk, hangi gaflet, hangi kimlik aşınması bizi başkasının bayramıyla sevinmeye sürükler?
Noel; Hristiyan dünyasında Hz. İsa (a.s.)’nın doğumu olarak kabul edilen, inanç temelli bir yortudur. Bu gün; çam ağaçları, ışıklar, efsaneler ve nefsânî eğlencelerle ihyâ edilir. Yılbaşı ise bu inancın kültürel bir uzantısı olarak bütün dünyaya pazarlanmış, seküler bir eğlence gecesine dönüştürülmüştür. Kumarın, içkinin, israfın, ahlâksızlığın sıradanlaştığı; şehvetin ve gafletin zirveye çıktığı bir gecenin, bir Müslüman için ne anlamı olabilir?
Asıl soru şudur:
Yeni bir yıla girerken sevinmek mi gerekir, yoksa geçen bir ömürden hesaba çekilmek mi?
Kur’ân-ı Kerîm açıkça bildirir:
“Ey iman edenler! İçki, kumar, putlar ve fal okları ancak şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.”
(Mâide, 90.)
Buna rağmen yılbaşı gecelerinde milyonlarca piyango biletinin satılması, kumarın “umut” diye pazarlanması, haramın eğlence kisvesiyle meşrulaştırılması; Müslüman toplumların içine sürüklendiği vahim şuursuzluğun açık göstergesidir.
En Son Peygamber Hazreti Rasûlullah (s.a.s.) Efendimiz, Müslümanlara başkasına benzeyen değil, örnek olan bir kimlik kazandırmak için gönderilmiştir. Hayatın her alanında giyimden kuşama, eğlenceden ibadete, değer yargılarından hayat tarzına kadar İslâm şahsiyetini vakarla taşımamızı istemiştir. Bu sebeple Efendimiz (s.a.s.) açıkça uyarmıştır:
“Kim bir kavme benzemeye çalışırsa, o da onlardandır.”
(Ebû Dâvûd)
Bu benzememe ilkesi; faydalı ilmi, teknolojiyi, aklı ve hikmeti reddetmek değildir. Ancak inanç sembollerini, kutsal günleri, ahlâksız eğlenceleri taklit etmek; zamanla kalpte çözülmeye, kimlikte erozyona, imanda zafiyete yol açar. Taklit, önce alışkanlık olur; sonra hayat tarzına, en sonunda da şahsiyete dönüşür.
Aliya İzzetbegoviç’in dediği gibi:
“Savaş ölünce değil, düşmana benzeyince kaybedilir.”
Bugün kaybettiğimiz şey sadece toprak değil; şuurdur, izzettir, kimliktir.
Oysa Müslümana düşen; yıl başlarında pastalarla, çam ağaçlarıyla, nefsânî çılgınlıklarla kendinden geçmek değil; muhasebeye durmaktır. Ay’ı ve Güneş’i bir ölçü kılan Rabbimiz (c.c.) şöyle buyurur:
“Yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için Ay’a menziller takdir eden O’dur.”
(Yûnus, 5.)
Yeni bir zaman dilimi; istiğfar, tövbe, dua ve istikamet için bir fırsattır. Geçen ömrün hesabını yapmak, kalan ömrü daha hayırlı kılma azmini kuşanmaktır.
Üstelik bugün, Hz. İsa’nın doğduğu topraklar zulüm altındayken; Kudüs’te kan ve gözyaşı akarken, bizzat Kudüslü Ortodoks Patriği Ataullah Hanna bile Noel kutlaması yerine işgal ve zulme karşı durmayı çağrıyorken, bir Müslümanın yılbaşı coşkusuna kapılması, derin bir vicdan ve şuur kaybıdır.
Cenâb-ı Hak, kime benzeyeceğimizi açıkça bildirir:
“Kim Allah’a ve Rasûlü’ne itaat ederse; işte onlar peygamberlerle, sıddıklarla, şehitlerle ve salihlerle beraberdir.”
(Nisâ, 69.)
Ve her namazda bize şunu söyletir:
“Bizi dosdoğru yola ilet; gazaba uğrayanların ve sapıkların (Hıristiyanların ve Yahudilerin) yoluna değil.”
(Fâtiha, 6–7.)
Velhâsıl; Şuurlu bir Müslüman, başkasının bayramıyla sevinmez.
Şuurlu bir Müslüman, haramla eğlenmez. Şuurlu bir Müslüman, kimliğini ışıklarla değil, imanla süsler.
Yeni bir yıla girerken yapılacak en doğru şey; tebrik değil, tefekkürdür. Kutlama değil, kulluktur. Taklit değil, şahsiyettir.
Cenâb-ı Hak bizleri; İslâm izzetini taşıyan, kimliğini muhafaza eden, taklit eden değil istikamet gösteren kullarından eylesin. Nesillerimizi de bu şuur üzere yetiştirmeyi bizlere nasip etsin.
***
ÇOK ÖNEMLİ NOTLAR:
Yılbaşı kutlamak ve eğlenmek haramdır. Büyük günahtır. Gayr_i Müslimlerin kutsal günlerini kutsamak ve kutlamak küfürdür. Noel ve Hanuka bayramları gibi...
*****
Ehl_i Sünnet kitaplarının Elfâz_ı Küfür bahislerini iyi okuyalım…
ALLAH TEÂLÂ sonumuzu hayr'eylesin. Âmin.
***
Mescid-i Aksâ hatta Kâbe-i Şerîf, Kudüs-i Şerîf ve de ülkemiz işgâl altındayken (!!);
Gazze'de binlerce mâsum çoluk-çocuk soykırıma uğrarken,
Her gün kahraman Mehmetçiklerimizin ve polislerimizin Şehâdet haberleri gelirken,
Fakir ve yoksullar yokluktan ve açlıktan inlerken, bizim gülmeye ve eğlenmeye hakkımız mı var behey gâfiller!!...
Toplu bir cezaya uğramadan TÖVBE edelim...
Kendimize gelelim. Emr-i bi’l Ma’rûf (iyiliği emredelim) ve Cihad edelim.
Unutmayalım ki son pişmanlıklar fayda vermez.
ALLAH TEÂLÂ âhir ve âkıbetimizi hayr'eylesin. Âmin.
Selâm ve dua ile.