Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, 2025 yılında yaptıkları icraatları anlattı. 2026’da milyarlık projelere dikkat çekti.
Haliyle icraatları sıralarken süre uzadı.
Uzun konuştu.
Önemsediği, önemsenmesini istediği kuraklığı ve Bursa’nın artık bir su şehri olmadığını hatırlattı.
İsim vermeden yine, Sıcaksu arazisi üzerine TOKİ yapılmasına karşı çıkmayan, görevde bulunduğu süre içinde kalıcı bir eseri olmayan Alinur Aktaş’a tepki gösterdi.
Mevcut iktidarın yerel yönetimlerinin 20 yılda yapamadığı icraatları 20 ayda hayata geçirdiklerini söyledi.
Bir kere daha, kendi köyü Özlüce’nin kanalizasyonunun Ayvalıdere’ye aktığını üç ay önce öğrendiğini belirtti!
Su sıkıntısının gündeme gelmesinin ardından Bursa’da yaşayanlara tasarruf yaptıkları için teşekkür etti.
Kuraklığın devam etmesi durumunda Çınarcık Barajı’ndan gelen suyun yetmeyeceğini, alternatif kaynaklara dikkat çekti. Bu durumda belki de deniz suyunun arıtılması gündeme gelebilir.
Gerçi burada deniz suyunun arıtılması gündeme gelebilir yerine öncelikli olarak ele alınması gerektiğini düşünenlerdenim. Çınarcık Barajı’ndaki suyun yedek olarak tutulması daha elzemdir. Malumunuz kış ayında olmamıza rağmen barajlarımızın dip seviyede, nur topu gibi sanayi ablukasının kullandığı su gerçeğiyle birlikte, kuraklık şiddetini giderek artırıyor.

2026’ya adım atılmasının ardından Çevre Düzeni Planı’nın ilan edileceğini, kentsel dönüşümde bütüncül planlama–parçacıl uygulama prensibini benimsediklerini kaydetti.
Devreye sokulacak yeni metro hatlarından ve Osmangazi Metrosu ile T2 hattının entegre edileceği projeleri hatırlattı.
Bozbey, kentin bacasız sanayisi olan turizmden alamadığı payı sürekli gündeme getiriyor, hafızalara kazımak istiyor ama bazı “hafızlar” hala Bursa’yla ilgili dertlenmemekte inat ediyorlar.
Mesela şu sözü, dost acı söyler cinsinden:
“Bursa olarak elimizdeki değerleri başkasına kaptırmak için özellikle çaba sarf eden bir şehiriz.”
Kendi tarihine, doğasına, suyuna sahip çıkamayan bir kent.
Öyle, maalesef!
Bursa’nın sorunlarını oy verdikleri yöneticilere haykırmak yerine ölü taklidi yapan, ufacık bile olsa proje üretemeyen sözde dernek ve STK yöneticileri, kendi menfaatleri için taklalar atıyorlar.
Bu arada, kendi partisine gönül verenler, üyeler ve ilçe yöneticilerinin de yaşadıkları kentle ilgili sorumluluk bilinciyle hareket etmediklerini görüyoruz.
Yeni seneye adım atmaya hazırlanırken, Mustafa Bozbey ve ekibinin Türkiye’ye örnek olacak tersine göçle ilgili, kimseden çekinmeden, küsenleri umursamadan; slogansa slogan, projeyse proje üretmeleri gerekiyor.
Böylelikle,
Bursa’mıza karşı sorumlu olduğumuzu anlamak ve anlatmak zorundayız.
Bu şehir cesaretle ayağa kalkar.
Çünkü mesele Mustafa Bozbey meselesi değil.
Mesele Bursa meselesi.