Bilal KAYAALTI
Haklarını arayan İmam Hatiplilere,
İnançlarının gereği başörtüsüyle okumak isteyenlerin…
Gözünün yaşına bakmadılar; copladılar, okul koridorlarında, bahçelerinde, kampüslerde yerlerde sürüklediler, tekmelediler, ters kelepçeye maruz kaldılar, gözaltına alındılar, okul birincilerini tartakladılar.

İşkence gördüler, hapis cezası aldılar.
Sahip çıkılmadıkları, yalnızlaştırıldıkları için kızgın ve haklıydılar.
Kurban derisini Kızılay’a, THK’ya vermek istemeyenleri, vakfa, kursa deri toplayanları bayram günü karakola götürdüler, savcının önüne çıkardılar.
Bursa Valisi Orhan Taşanlar’ın o dönemde insan onuruna yakışmayan hareketleri, emirleri hala hafızamda.
Düzmece gerekçelerle Türkiye’de yaşayan insanların oyu ile sandıktan birinci parti çıkan, iktidar olan, emeklinin, işçinin, memurların maaşlarına yaptığı artışla tarihe geçen Refah Partisi’ni kapattılar.
Ardından Fazilet Partisi’nin de defterini dürdüler.
Bu utançlar yaşanırken Tansu Çiller, Mesut Yılmaz ve Devlet Bahçeli ölü taklidi yapmayı tercih etti.
Bu üçlü kopya, Başbakan Necmettin Erbakan’a hakaret eden general bozuntusuna bile tepki gösteremedi.
O tarihte ötekileştirilenlerin tek isteği adaletti. Bu insanlar, yolsuzluk yapanlara, ihaleye fesat karıştıranlara karşı dik duruş sergilediler.
Tüm bunlar, AK Parti iktidara gelmeden önce yaşandı.
***
Sonra,
Devir değişti, aradan çok uzun seneler geçti.
Mazlumların sesi olmak için yola çıkan, 20 yıldır da iktidarda olan AK Parti hükümetinin yönetiminde olan Türkiye’de işçilere, tıpkı 28 Şubat’taki gibi zulüm ediliyor.
Yüzde 8’lik zammı kabul etmeyen Migros’un depo işçileri patron Tuncay Özilhan’ın yalısının önünde gözaltına alındılar.
Günlerdir eylemdeler…
Kim bu insanlar?
İşçiler.
Ne istiyorlar; alın terinin karşılığını.
Sen misin hak arayan; kaldır copu, bas plastik kelepçeyi, bindir polis otobüsüne!
Gözaltına alınan bir baba, Migros işçisi Gülabi Aksu.

Tek amacı var; çocuklarına ekmek götürmek, huzurlu, mutlu bir hayat yaşamak.
Aksu, patronun kapısının önünde arkadaşlarıyla birlikte demokratik hakkını kullandı, protestoda bulundu.
Vay “sen misin hak arayan” dediler, apar topar gözaltına aldılar. Otobüse bindirdiler. Yaşadıkları gücüne gitmişti Gülabi Aksu’nun; gözyaşlarına hakim olamadı ama elleri kelepçeli olduğundan yanağından akan damlaları bile doğru düzgün silemedi…
Otobüsün camından kahır içindeki o bakışları, tıpkı AK Parti iktidarından önce gözaltına alınan başörtülü öğrencilerin, onlara sahip çıkanların bakışı gibiydi.
Her Allah’ın günü bu ve buna benzer utançlara şahit oluyoruz. Ancak…
Utancı, feryadı, isyanı duymayanlar var!
Kim bunlar?
20 yıldır iktidarda olanlar ve destek verenler, yani eski mazlumlar, “yeni mutlular, müteahhitler, sanayiciler, iş insanları.”
Adeta koku alma duyularını, vicdanlarını kaybetmiş gibiler.
Başkanları zulmederken feryat edenler, şimdi susuyorlar.
Tek bildikleri, davaya ihanet etme, sus!
Ne davası, dava kaybedileli çok oldu…
Kemiklerin sızlatıldığı, tamiri zor olan, tarihi bir süreçten geçiyoruz,
Oscar’lık hareketlere şahit oluyoruz, gülüm…
Sadece dava değil, utanma da kaybedildi,
28 Şubat’a da az kaldı, konferanslar, paneller, nutuklar, mağduriyetler anlatılacak, alkışlar eşliğinde tribünlere oynanacak, olan biten bu kadar, işte, Kamil!

