Emekliler, asgari ücretle çalışanlar ayın sonunu getiremiyor, bankalara borçlananların sayısı her geçen gün artarken, ekonomik  kriz giderek büyüyor.  Kur Korumalı Mevduatı (KKM) sorunu artıyor, faizden para kazananlar yatırımdan uzaklaşıyor. Mahfi Eğilmez, enflasyondaki artışı facia olarak değerlendirirken,  yanlışa devam edildiğini savundu. Merkez Bankası’nın doları düşürmemek için milyarlarca dolar satın aldığını ifade etti.

Gram altın Temmuz'da 3 bin TL'yi geçecek! Gram altın Temmuz'da 3 bin TL'yi geçecek!

Mahfi Eğilmez, kendi bloğunda yaptığı açıklamada çarpıcı değerlendirmeler yaparak,  “Ne yazık ki bahar havasının geçici ve çok tehlikeli olduğunu ve insanı fena halde çarpabileceğini söylemek zorundayım” diyerek, 2001 krizine gönderme yaptı.

İşte Mahfi Eğilmez'in 'Yağmurdan kaçarken' başlıklı yazı:

Ulusal para yerine yabancı bir rezerv parayı tutmak, onunla işlem yapmayı tercih etmek anlamına gelen dolarizasyon ya da bilimsel ifadesiyle para ikamesi Türkiye’nin eskiden beri baş belasıdır. Enflasyon yüksek olduğu için insanlar, tasarruflarını, satın alma gücünü sürekli kaybeden Türk Lirası yerine dolar, euro gibi rezerv paralar üzerinden saklamayı tercih ederler.

ÖNLEMENİN YOLU ULUSAL PARAYI İSTİKRARLI HALE GETİRMEK

Bu olgu sadece Türkiye’ye özgü değildir. Konvertibiliteye geçmiş yani döviz alış verişini serbest bırakmış ama enflasyonunu düşürmeyi başaramamış çoğu gelişmekte olan ülkede benzer bir durum geçerlidir. Dolarizasyonu önlemenin yolu ulusal parayı istikrarlı duruma getirmek yani enflasyonu önlemektir. İç değeri düşmeyen bir ulusal paranın dış değeri de düşmeyeceği için insanlar birikimlerini yabancı paraya çevirmeyi tercih etmez ve dolarizasyon dediğimiz olgu yaşanmaz.

AB İLE İLİŞKİLER CİDDİYETİNİ KAYBETTİ

2001 krizinden çıkıldığında dolarizasyon oranı yüzde 57 idi. Yani bankalardaki her 100 liralık mevduatın 57 liralık kısmı yabancı para, 43 liralık kısmı da ulusal para olarak duruyordu. Kriz sonrasında uygulanan IMF programıyla bazı yapısal reformlar yaşama geçirildi: (Bankacılık reformu, kamu mali disiplininin sağlanması ve bütçe açıklarının düşürülmesi bunların en bilinenleriydi.)

Ardından 2005 yılında Avrupa Birliği (AB) ile tam üyelik müzakereleri başladı ve izleyen 4 yılda Türkiye’ye 72 milyar dolar doğrudan yabancı sermaye yatırımı girdi. Bütün bunların sonucu olarak Türk Lirası değer kazanmaya ve insanların geleceğe ilişkin beklentileri olumlu bir havaya dönmeye başladı.

2010 yılına gelindiğinde dolarizasyon oranı yüzde 30’un altına gerilemişti. Sonrasında AB ile ilişkiler ciddiyetini kaybetti, Türkiye, yapması gereken yapısal reformları yapmak bir yana eskileri de bozmaya başlayınca dolarizasyon oranı yeniden yükselişe geçti. Bugün itibarıyla kur korumalı mevduat (KKM) hesapları dâhil dolarizasyon oranı yüzde 55,7’dir.

KKM’NİN YARATTIĞI SIKINTILAR…

KKM’nin yarattığı sıkıntılar yalnızca döviz alanında görülmedi. Merkez Bankası’nı 2023 yılında 818 milyar lira zarara sürükledi. Bu durumun devamını önlemek için bu kez kuru baskılayarak insanların yüksek faizden yararlanmak için Türk Lirası'na dönmeleri özendirildi. Bir yandan Türkler, döviz hesaplarını bozarak Türk Lirası mevduata geçerken, bir yandan da yabancı fonlar carry trade denilen yöntemle Türkiye’de mevduat yaparak ya da tahvil alarak kazanç sağlamaya başladılar.

2001’DE BANKALAR NEDEN BATTI?

2001 krizinden hemen önce IMF’nin de isteğiyle sabit kur rejimine çok benzeyen bant içinde dalgalanan bir kur rejimine geçildi. Kurun değişmediğini gören bankalar yabancı fonlarla işbirliğine girerek (onlara garanti vererek) döviz getirip Türk Lirası'na çevirerek faiz getirisi elde etmeye ve sonra bunu sabitlenmiş kurdan yeniden dövize dönerek kendilerine borç veren yabancı fonlarla kazanç paylaşmaya yöneldiler. Bankalarda ciddi döviz açık pozisyonları oluştu. Sonunda sistem bu yükü taşıyamaz hale gelince kur patladı ve bankalar battı, Türkiye 2001 krizine girdi.

KKM TAM BİR FACİAYA DÖNÜŞTÜ

2021 yılı sonunda, faizi düşürerek girdiğimiz büyük bozulmayı durdurabilmek için KKM denilen mekanizma devreye sokuldu. Yani bir yanlışı bir başka yanlışla çözmeye giriştik. Tabii ki öyle bir çözüm gelmedi. KKM tam bir faciaya dönüştü.

 Son aylarda bu kez KKM faciasını çözebilmek için bir başka yanlış uygulamaya girildi. Kuru sabitlemeye yönelerek döviz hesaplarının bozulup Türk Lirası hesaplara dönüşmesini ve yabancıların tıpkı 2001 krizi öncesinde olduğu gibi carry trade sistemiyle Türkiye’ye döviz getirmesini teşvik edici adımlar atıldı. Ülkeye döviz girişi arttı, döviz hesapları bozulmaya, Merkez Bankası rezervleri yükselmeye, swap hariç net rezervler hızla düzelmeye başladı.

DOLAR 30 TL’NİN ALTINA DÜŞMESİN DİYE…

 Bütün bu gelişmeler sonucunda kur düşmeye başlayınca Merkez Bankası bu kez döviz satın alarak kurun daha fazla düşmesini ve ihracatçının zor duruma girmesini önlemeye yöneldi. Bir zamanlar USD/TL kurunun 30’u geçmemesi için milyarlarca dolar satan Merkez Bankası şimdi kurun 30’un altına düşmemesi için milyarlarca dolar satın alıyor.

BAHAR HAVASI ÇOK TEHLİKELİ

Bugün ortada bir bahar havası var. Ne yazık ki bahar havasının geçici ve çok tehlikeli olduğunu ve insanı fena halde çarpabileceğini söylemek zorundayım. 2001 krizi öncesindeki duruma giderek benzeyen bir duruma doğru sürükleniyoruz. Türk Lirası’nın güçlenmesi elbette iyi bir şeydir ama bu tür illüzyona dayalı zorlamalarla elde edilen güç elimizi yakabilir.

KKM hatasını carry trade ile düzeltmeye çalışmak yağmurdan kaçarken doluya yakalanmak gibidir.

Editör: Bilal Kayaaltı