‘Dünyayı kasıp kavuran Covid-19 virüsü bile bizi kendimize getirmedi’ desek abartı olmaz.

600 sene dünyanın üçte ikisine hükmetmiş bir devletin yeni nesil çocukları olarak, ‘kendimize yapılmasını istemediğimiz bir şeyi başkasına yapmamalıyız’ düsturunu bile unuttuk.

Bazen düşünüyorum da acaba artan refah seviyesi mi muhafazakar kesimin bozulmasına sebep oldu.  28 Şubat döneminde ‘bölücü-irticacı’ diye ötekileştirilenler şimdilerde aynı hataya kendilerinin düştüğüne üzülerek şahit oluyoruz.

Bursa’yı yönetenler arasında küslüklerin, kırgınlıkların, böbürlenmelerin olduğunu duyuyoruz. Şehrin sorunlarını çözme makamında olanların birbirleriyle küsmeye hakları var mıdır, bazılarını maka bozuyor demek ki!

Daha dünün ötekileştirilip, hor görülenleri bugünlerde başkalarına aynı muameleyi yapmaktan geri kalmıyor. Apartmanda yıllardır birlikte oturan komşular bile ‘acaba bir şey isterler mi?’ deyip birbirlerinden selamı keser oldu.

‘Müslümanlık’ deyince mangalda kül bırakmayanlar, nedense bugünlerde kafalarını kuma sokmuş deve kuşu misali yaşanılan işsizlik, açlık ve sıkıntılara duyarsız kalabiliyor. Kutlu Ramazan ayında komşumuzun sofrasının dolu mu boş mu olduğundan bile bihaber yaşıyoruz.

Zengin daha çok zenginleşmenin derdine düşmüş. Orta halli de ‘çoluğum çocuğum var’ deyip çevresindeki dramlara kayıtsız kalıyor. ‘Ne oldu bize’ diye düşünüyorum da yönetici pozisyonundaki insanların yaşantılarında mı hata var, yoksa insanlarımız mı zenginleşirken asimile oldu, bilemiyorum.

Virüs tedbirleri kapsamında işyerleri kapandı, işsizlik arttı. Hükümet imkanlar dahilinde destek olmaya çalışıyor ama yeterli mi, kesinlikle değil.

***

Baksanıza Yaradan aşkına,

Tam kapanmada varlıklılar iç içe tatil yapıyor,  esnaf iflas trajedisi sonucunda intihar ediyor, yabancı turistler Akdeniz’deki otellerde mumlar eşliğinde kafayı çekiyor, parkta gezen vatandaşa ceza kesiliyor, aynı kişi bir gün sonra yasaklar kapsamında işe gidiyor.  Bu şefkat günlerinde, her ne olursa olsun, Siyonist İsrail askerlerinin Mescid-i Aksa’da namaz kılanlara gaz sıktığı görüntülerin bir benzeri Gaziantep’te Allah’ın evinde yaşanıyor.

Anne- babası, evladı, karısı, teyzesi, kızı, komşusu vefat edenlere, cenaze merasimlerine katılma kısıtlaması getiren, AK Parti tabanının tribünlerine oynamayı çok iyi beceren İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, binlerce kişinin katıldığı tarikat liderinin tabutunu omuzluyor!

İsrail askerlerinin Filistinli Müslümanlara reva gördüğü muamele karşısında hiddetlenen kardeşlerimiz, Gaziantep’te, hem de Ramazan ayında gözlerine gaz sıkılanlara karşı kılları bile kıpırdamıyor, susma orucuyla haşır neşir oluyorlar!

Kainatın sahibi, kibir ve hınç içinde olanlar için hiç iyi şeyler düşünmediğini Kur’an aracılığıyla haykırıyor.

Bilmem anlatabildi mi  Kamil?

***

BİR SÖZ

Yaşam, çok zalim bir öğretmendir. Önce sınav yapar, sonra ders verir.

Andre Gide