İş insanı haritaya baktığında heyecanlanır.
Çünkü o haritada sadece ülkeler yoktur; pazarlar, fırsatlar vardır. Üretim, ihracat vardır. Ve sonunda ülkeye giren döviz…
Ama bilir ki üretim tek başına yetmez. Üretimi dünyaya taşıyacak bir vizyon gerekir. Vizyonu hayata geçirecek cesaret de…
Takvimleri biraz geriye doğru çevirelim.
Yaklaşık 13 yıl öncesine.
Bursa iş dünyasının yeni bir yön aradığı yıllara.
Tam da o dönemde, bazılarına göre “fazla iddialı”, kimilerine göre “hayal satan” bir isim çıktı ortaya: BTSO Başkanı İbrahim Burkay.
Burkay’ın farkı şuydu: Bursa’yı sadece Türkiye’nin sanayi üssü olarak okumadı. Şehir küresel ticaretin aktörü olarak konumlandı.
Yurt dışı iş gezileri, ticaret köprüleri, kümelenme projeleri, UR-GE hamleleri… O gün “Ne gerek var?” denilen ne varsa, bugün meyvesini verdiğini görüyoruz.
Elbette her vizyon alkışlanmaz. Burkay da çok eleştirildi.
“Bu kadar yurt dışı teması fazla”, “BTSO bu kadar sahada olmamalı”, hatta “risk alınmaz” diyenler bile oldu.
Oysa ticaret dediğin şey, biraz da risk ve cesaret işidir. Binlerce Bursa firması Afrika’dan Asya’ya, Avrupa’dan Amerika’ya taşındı. Fuarlarda buluşturuldu, iş köprüleri kuruldu.
Bugün Bursa iş dünyası içe kapalı değil.
Yerel pazara sıkışmış hiç değil.
Planı olan, sürekliliği olan, ısrarı olan bir ticaret aklı var. Ve bu akıl, yıllar içinde kurumsallaştı.
İbrahim Burkay ve ona destek veren BTSO Meclis üyelerinin asıl başarısı da tam burada yatıyor: Sadece proje üretmek değil, o projeleri alışkanlığa dönüştürmek.
İş insanının zihnine şu fikir yerleşti: “Dünya ile iş yapılır.”
Örneğin,
2026 yılının ilk meclis toplantısı, bu hikâyenin belki de en çarpıcı özetiydi.
Dilek ve temennilerle söz alan BTSO Meclis Üyesi Süleyman Uzun, Burkay’ı göreve geldiği ilk yıllarda en sert eleştiren isimlerden biri olduğunu, gözünün içine baka baka söyledi.
Uzun’un sözleri aslında kişisel bir itiraf değil, bir dönemin fotoğrafıydı:

“Ben İbrahim Burkay’a en çok muhalefet yapanlardan biriyim. Lojistik OSB sürecinde ciddi itirazlar ettim. Sonra projeyi inceledim, baktım ki yanlış yapıyorum. Lojistik OSB’den hisse aldım. Kısa süre sonra yatırımım iki katına çıktı. Başkan TEKNOSAB dedi, yaptı. BUTEKOM dedi, yaptı. GUHEM dedi, onu da yaptı. Vizyon budur.”
Bu cümleler, alkıştan daha kıymetlidir.
Çünkü vizyonu en iyi anlatan şey, muhalifin ikna olmasıdır.
BTSO Meclis Üyesi ve Otomotiv Konseyi Başkanı Rengin Eren de UR-GE projelerinin altını çizdi:
“47 UR-GE projesiyle 1.700’ün üzerinde firmanın ihracat kapasitesinin ve rekabet gücünün artması, tesadüf değil; bir planın sonucudur.”
Tedarik zincirindeki kırılmalara dikkat çeken Meclis Üyesi İsmail Duyar ise Burkay’ın ısrarıyla hayata geçen Lojistik Teknopark projesinin, Bursa’nın geleceği açısından stratejik önemini hatırlattı.
Bitirirken,
Bugün Türkiye’nin en çok konuştuğu kelimeler belli.
Üretim, ihracat ve döviz girdisi.
Yıllardır konuşulan ama yeni yeni ciddiye alınan gerçekler…
Bursa ise bu gerçeğe yabancı değil. Çünkü seneler önce atılan adımlar, bugün sağlam bir zemin oluşturdu.
Son sözüm şu; vizyon, zamanla anlaşılır.