O, tam bir kültür, sanat, edebiyat, estetik, antika, tarih ve gönül adamıydı.
Tam bir İstanbul beyefendisiydi.
Güzel ahlâk ve âdâbıyla örnekti.
Sade yaşar, sade yiyip içerdi.
Çok ucuza ve çok şık giyinirdi.
Son derece mütevazı bir insandı.
Millî ve manevî değerlerimize çok önem verirdi.
Son derece cömert ve yardımsever bir Müslüman’dı.
Lüks ve israfa, gösteriş ve riyakârlığa asla hayatında yer vermezdi.
Kaba saba, saygısız, lüzümsuz konuşan, işi gücü zenginliğinden ve dünyalıktan bahseden insanlara asla itibar etmezdi.
Onu çok özlüyoruz.. Onsuz yetim ve öksüz bir çocuk gibiyiz...
***
Merhum Mehmed Şevket Eygi ağabeyimizi 1980’li yıllardan beri tanırım. Marmara İlahiyat’ta talebe iken, Şehzâdebaşı Cami-i Şerîfi’nde fahrî imamlık yapıyordum. Sabah namazlarında Üstad Mehmed Şevket Eygi Beyefendi’yi sık sık görürdüm. Namazların her vaktini başka bir camide edâ ederlerdi. Kıraati düzgün hoca efendileri ve hoparlörsüz camileri tercih ederlerdi. Sünnet-i Seniyye’ye riâyet konusunda son derece titizdiler. Özellikle Ehl-i Sünnet itikâdına gönülden bağlı ve konuda asla tâviz vermeyen bir inancı vardı.
***
Zaman zaman ziyaretlerine ve seminerlerine katılırdım… Bizleri evlâdı gibi severdi… Hediyeleşmeyi çok severdi. Cebinde daima fazladan namaz takkesi bulundururdu... Gençlere takke hediye etmeyi âdet edinmişti. Gençleri hemen kısa bir imtihana tutarlardı. Özellikle beş vakit namaz kılıyor musun, Osmanlıca okuyup yazabiliyor musun? Kur’an-ı Kerim’i güzel okuyabiliyor musun, herhangi bir güzel sanatla iştigâl ediyor musun, Allah (c.c.)’ın Zâtî ve Subûtî sıfatlarını sayabilir misin, peygamberlerin sıfatlarını biliyor musun vs. sorular sorarlardı.
***
Bir gün Cağaloğlu’nda Bedir Yavınevi’ne kendilerini ziyarete gitmiştim. Kendileri, bendenizi çay içmeye davet ettiler. Kendilerine Ehl-i Sünnet itikâdı ile ilgili fikir ve görüşlerim beyân edince çok memnun kaldılar. Âdeta gözleri parlıyordu… Bedir Yayınevi’nde yayımladığı “Sevâd-ı A’zam” isimli kitaptan 50 adet satın almak isteyince, kitapları bendenize yarı yarıya indirimli olarak verdiler. Bir de namazla ilgili kitaptan 50 adet aldım. O kitapları Ankara’da gençlere hediye olarak dağıttım.
***
Merhum Mehmed Şevket Eygi ağabeyimiz, yazı ve makalelerinde gayet samimi bir üslûp kullanırdı. Müslüman Türk halkının hislerine, kültürüne, sanatına, tarihine, şanlı mâzisine, örf ve âdetlerine, gelenek ve göreneklerine, bilgeliğine ve inançlarına tercüman olmaya çalışırdı.
***
Milli Gazete’de Merhum Hocamız Prof. Dr. Necmeddin Erbakan’ın isteği ve arzusuyla 28 yıl köşe yazarlığı yapan merhum Üstad Mehmed Şevket Eygi ağabeyimiz; hergün uzunca makaleler yazmasına karşılık, Milli Gazete’den tek bir kuruş ücret almadı. Allah (c.c.)’ın rızasını, sevgili Peygamber Efendimize (s.a.s.) ve Ehl-i Sünnet Ve’l-Cemaat itikadına olan sevgisini her zaman ve her zeminde dile getirir ve savunurdu.
***
Merhum ağabeyimiz on derece cömertti. İzzet ve ikram etmeyi çok severdi. Mütevazı esnaf lokantalarında, yanlarında mutlaka birkaç kişiyle ve özellikle de öğrencilerle yemek yerdi. Ücretleri de bizzat kendileri öderlerdi.
Merhum Üstadımız; yoksul, kimsesiz, fakir, yetim ve öksüz, aç ve çıplak insanlara yardım etmek için elinden gayreti ve çabayı gösterirdi.
Yazı ve makalelerinde bilhassa fakir ve yoksul, yetim ve öksüz çocukları, himayeye muhtaç yaşlı insanları, sokak kedilerini, kuşları, ağaçları ve çiçekleri görüp gözetmek, kollayıp korumak gerektiğini açıklar ve anlatırdı. Çok merhametliydi.
***
Merhum Üstadımız Mehmed Şevket Eygi beyefendi, Sultanahmet’te bir gün bendenize dedi ki:
“Hayati Hoca! Evinde kedilerin var mı?” diye sordu.. “Evet” cevabını verince, gözleri parladı, çok sevindi ve şöyle söyledi:
“Kedi beslemek Hazreti Peygamber (s.a.s.) Efendimizin Sünneti’dir. Böyle yaparsan asla darlık, yokluk ve sıkıntı görmezsin. Kediler İslâm’da çok özel yeri olan ve insanları psikolojik olarak tedavi eden canlılardır...”
Büyük Ehl-i Sünnet âlimi İmam Rabbanî (k.s.), meşhur eseri Mektûbât’ında buyururlar ki:
“İslâmiyet; Hâlika (Yaratan ve yaşatan ALLAH’a (c.c.) kulluk ve itaat; mahlûkâta (ALLAH’ın yarattığı tüm canlılara) şefkat ve merhamettir.”
***
Merhum Mehmed Şevket Eygi hakkında Şakir Tarım ağabeyimiz bugünkü makalesinde şöyle diyor:
Gazeteciliği inancı uğruna kullanan müstesna isimlerden biri de Mehmed Şevket Eygi’dir. O, yaşayan ayaklı bir kütüphane, son yüzyılın kibar İstanbul beyefendisi; bilgi, görgü donanımı çok yüksek kültür elçisiydi. 1933 Ereğli doğumlu olan yazar, İstanbul’da Galatasaray Lisesi’ni bitirdi. Ankara’da Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni okudu. Fransızcayı, Arapçayı iyi bilirdi. Diyanet İşleri Başkanlığı’nda mütercimlik yaptı.
Gazeteciliğe ve sosyal konulara büyük ilgi duydu. Gazete okumaya 6 yaşında başladı. İlk yazılarını Eşref Edip’in yönettiği Sebilürreşad dergisinde yazdı. 1957’de bir grup arkadaşıyla İslâm dergisini çıkardı. 1960’ta resmi görevinden ayrılarak haftalık Yeni İstikbal gazetesini yayınlamaya başladı. Bu süreçte Bedir Yayınevi’ni kurdu. Menderes’in idamına tepki olarak yazdığı, “Zulümlerin en alçakçası kanunların gölgesinde yapılandır” başlıklı yazısı yüzünden tutuklandı.
6 yıl Suudi Arabistan, Ürdün, Lübnan ve Almanya’da yaşamak zorunda kaldı. Bu süreçte yazıları bazı gazetelerde yayınlanmaya devam etti. 1966’da Bugün gazetesini çıkarmaya başladı. 1969’da hac münasebetiyle Türkiye’den ayrıldı. Haftalık Büyük Gazete’yi çıkardı. 1991’den vefatına kadar düzenli olarak Millî Gazete’de 28 yıl “Takvimden Yapraklar” köşesinde yazmayı sürdürdü.
Yazarlığın ve İstanbul’da yaşamanın hakkını verdi. Önde gelen pek çok şahsiyeti tanıma fırsatı buldu. Maneviyat erlerinden Mehmet Zahid Kotku, Ramazanoğlu Mahmut Sami, Muzaffer Ozak; ilim ve fikir insanlarından Necip Fazıl, Sezai Karakoç, Nurettin Topçu, Ali Fuat Başgil, Eşref Edip, Ömer Nasuhi Bilmen bunlar arasındaydı.
Neleri önceledi?
Muhterem Mehmed Şevket Eygi, geniş İslâmî bilgiye sahipti. Dinin doğru anlaşılmasını, doğru temsilini önemserdi. Din istismarına şiddetle karşıydı. Derinlikli ve samimiyetle yaşanan bir İslâmî hayattan yanaydı. Doğru inanç ve sahih akideye çok değer verirdi. Tevhid akidesine uygun az amel fayda verirdi; ama şirke bulaşmış çok amel fayda getirmezdi. İşte İslâmî hassasiyetinden bir kesit:
“Her Müslüman öğrenilmesi farz olan ilmihal bilgilerini, İslâm talimatını doğru olarak öğrenmeli; bellemeli, hayata uygulamalıdır. Beş vakit namaz dinin direğidir. Kılan dinini ayakta tutmuş, terk eden dinini yıkmış olur.” (Millî Gazete, 19.11.2018)
Gençleri, Türkçeyi iyi bilmeye ve doğru kullanmaya teşvik ederdi. Geniş kelime hazinesine, zengin kültüre sahip olmalarını isterdi. Fuzûli’yi, Şeyh Galib’i, Mevlâna’yı, zengin kültürümüzü tanımalarını savunurdu. Bu yapılmazsa düşünce kısırlığı yaşanacağını, kültürün yozlaşacağını anlatırdı. Şu söyledikleri dil, kültür ve sanat anlayışını yansıtır:
“Yazılı edebi Türkçe giderse Türkiye yıkılır. Üç beş yüz kelimelik sokak, çarşı, pazar Türkçesi yeterli değildir. İlle de on binlerce kelime ve terim içeren zengin Türkçemizin olması ve kullanılması icap eder. Zengin edebî lisanı kaybettiğimiz için derin düşünemiyoruz, kültürlü olamıyoruz.” (Millî Gazete, 11.7.2019)
“Tüketim toplumu” olmaya karşıydı. Tüketim toplumu olmanın dinsizliğe köprü olduğunu söylerdi. “Sen paranın kölesi ve uşağı olmayacaksın; o senin kölen olacak” derdi.
(Gazetecilikte Eygi Nezaketi, Şakir Tarım, Milli Gazete, 12 Temmuz 2025.)
***
Merhum Mehmed Şevket Eygi ağabeyimizin şu dünya semasında hoş bir sadâ bıraktığına inanıyorum.
ALLAH (c.c.), ona rahmet eylesin, günahlarını setreylesin (örtsün-affetsin). Yattığı yer nurla dolsun, makamı Cennetü’l-Firdevs olsun (âmin)!